|
" TEMELİNDE SEVGİ OLAN HİÇBİR EĞİTİM BAŞARISIZLIĞA UĞRAMAZ " Pestallozi
Sağlıksız ailede yetişen kişilerin kendilerine güveni olmaz. Bu kişiler mutlaka dıştan denetimli bireyler olurlar.
ÇOCUK BALKONDAN SARKARSA
Diyelim ki çocuğunuz balkondan sarkıyor . Ne yaparsınız ? Haklı olarak endişe edersiniz ve " Sarkma Çocuğum ", dersiniz.Dinlemedi yine sarkiyor. Bu sefer muhtemelen kehanette bulunursunuz " Bak , düşeceksin ama...", daha sonra " Bak düşersen karışmam, " dersiniz.( ancak bu tehdide sizde inanmazsınız.) En sonunda da en kibarından bir iki şaplak atarsınız.
Bütün bunlar olurken çocuğunuz da siz de çocuk gibi davrandınız. Bence bu ve benzeri davranışlarda anne babaların en belirgin hataları , çocuklarına ezbere bir yaşam sunmaları , yaşamı elletmemeleridir. " Yapma düşersin " mesaji ezbere bir bilgidir ; çünkü çocuğunuz balkondan düşen birini görmemiştir ; bu yüzden sizin telaşınızı abartılı bulabilir , inanmayabilir .Bu yüzden onlara ezbere bilgiler , yasaklar sunmak yerine yaşamı elletmeliyiz.
Balkondan sarkan bir çocuğa yaşamı nasıl elletiriz ?
Bir önerim var , ancak siz başka öneriler geliştirebilirsiniz:
Balkondan sarkan çocuk kavrayabilecek yaşta ise ona cisimlerin ağırlık merkezlerinden söz ederim . Pizza Kulesi'nin niçin devrilmediğini hatırlatırım. "Biraz eğildiğimizde, Pizza Kulesi' ne benzer şekilde ağırlık merkezimiz ayaklarımızın sınırları içinde kalır ; o yüzden devrilmeyiz," diyebilirim. Yumuşak bir zeminde fazlaca eğilip bu işi oyuna dönüştürebiliriz .Veya 30 santimlik bir cetvelin ortasını balkonun korkuluğuna denk getirip , düşmediğini , 15,5 santim olduğunda ağırlık merkezi balkonun dışına çıktığı için düştüğünü görürüz. Cetvel düşer .Cetvelin başına gelen bizim de başımıza gelebilir.
Bu veya benzeri yöntemler, yaşamı elletmek , yaşamla , bir fizik kuralıyla tanıştırmak demektir." Sarkma düşersin " ise, olayları tanıtmaya yönelik ezbere bir bilgidir. Halkımız , " Baş ağır çeker ", der . Bu benim için anlaşılması güç , ezbere bilgidir. Ancak bir cetvelin aşağıya düşmesi , anlaşılabilir, ellenebilir bir bilgidir."
**** Bu bilgi Üstün Dökmen 'nin " Yaşama Yerleşmek " adlı kitabından alıntıdır. Remzi Kitabevi mutlaka okuyunuz ! Ya da sevdiklerinize hediye ediniz.
İLETİŞİM ENGELLERİ ( 12 KURAL )
1.Emir vermek, Yönlendirmek: Bu iletiler kişinin duygularının önemsiz olduğu mesajını verir. Kişi diğer kişinin istediğini yapma zorunluluğunu hisseder.
2.Uyarmak, Gözdağı vermek: Bu iletiler de emir verme ve yönlendirmeye benzer; ancak kişinin vereceği yanıtın karşılığı olacak tümceleri de içerir. Kişinin isteklerine saygı duyulmadığı mesajını verir. Bu durum kişide öfke ve düşmanlık yaratır.
3.Ahlak dersi vermek: Bu tür ilişkilerde otoritenin ve zorunlulukların gücü kişiye karşı kullanılır. yapmalısın, etmelisin mesajlarını iletir ve bireyi karşı koymaya zorlar.
4.Öğüt vermek ve çözüm önerileri getirmek: Kişinin sorunlarını kendi kendisine çözeceği yeteneğinin olmadığına inanıldığını gösterir.
5.Öğretme, nutuk çekme, mantıklı düşünceler önerme: Bu durum aile içinde o anda herhangi bir sorun yokken çocuklar tarafından kabul edilebiliyor; ancak, sorun anında bu durum kabul edilmiyor ve daha fazla çatışmalara neden oluyor. Mantıklı düşünceler önerme çocuğun mantıksız ve bilgisiz olduğuna dair mesaj iletir.
6.Yargılamak, eleştirmek, suçlamak,aynı düşüncede olmamak: Bu iletiler çocuk üzerinde diğerlerinden daha fazla olumsuz etki yapar. Bu değerlendirmeler çocuğun benlik saygısını düşürür. Çocuklar hakkında yapılan olumsuz değerlendirmeler çocuğun kendisini değersiz, yetersiz görmesine neden olur.
7.Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu değerlendirmeler yapmak: Genel inanç olarak bu durumun çocuğa zarar vereceği hiç düşünülmez. Çocuğun öz imgesine uymayan değerlendirmelerin yapılması çocukta kızgınlık yaratır. Çocuklar bu iletileri anne babanın kendilerini yönlendirme ve isteğini yaptırma girişimi için kurnazlık olarak yorumlarlar. Siz böyle söyleyince sanki ben daha çok mu çalışacağım? gibi düşünürler. Övgü ise başkalarının yanında yapılıyorsa çocuğu utandırır. Aşırı övgü sonucunda çocuk buna alışır ve övülmeye gereksinim duymaya başlar.
8.Ad takmak, alay etmek: Çocuğun benlik saygısı üzerinde olumsuz etki yapar.
9.Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak: Bu durum çocuğun konuşmasını, kendi duygularını ifade etmesini engeller.
10.Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak: Anne babalar çocuklarının duygularını tam olarak anlamadıklarında ortaya çıkar. Böyle bir durumda sorun hiç yokmuş gibi algılanıp avutma eğilimine gidilir. Üzülme yarın her şey düzelecek, kendini daha iyi hissedeceksin gibi mesajların verilmesi çocuğun önemsenmediği hissini verir.
11.Soru sormak, sınamak, sorgulamak: Çocuk sorgulanıyor hissine kapıldığında bu durum onda güvensizlik, kuşku oluşturur.
12.Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, şakacı davranmak, konuyu saptırmak: Böyle iletiler yüzünden çocuk anne babasının onunla ilgilenmediğini, duygularına saygı göstermediğini belki de onu dışladığını, dikkâte almadığını düşünür. Çocuklar sorunlarını dile getirdiklerinde çok ciddidir. Şaka ve espriyle karşılık vermek onları incitebilir ve itilmişlik kenara atılmışlık duygusunu verir.
İLETİŞİM ENGELLERİNDEN ÖRNEK CÜMLELER:
Benim oğlum okulu bırakamaz. Buna izin vermem. EMİR VERMEªYÖNLENDİRME
Okulu bırakırsan benden para mara bekleme. UYARMAªGÖZDAĞI VERME
Okumak herkese nasip olmayan ödüllendirici bir deneyimdir. AHLAK DERSİ VERME
Ödevini yapmak için neden bir program yapmıyorsun? ÖĞÜT VERMEªÇÖZÜM GETİRME
Üniversite mezunu lise mezunundan yüzde elli fazla kazanır. NUTUK ÇEKMEªÖĞRETME
Uzak görüşlü değilsin. Düşüncelerin henüz yeterince olgunlaşmamış.YARGILAMAªELEŞTİRMEªSUÇLAMA
Her zaman gelecek için umut veren iyi bir öğrenci oldun. ÖVME
Hippi gibi konuşuyorsun. AD TAKMAªALAY ETME
Çaba göstermediğin için okuldan
hoşlanmıyorsun.YORUMLAMAªANALİZ ETME
Duygularını anlıyorum, ama son sınıfta daha iyi olacak.GÜVEN VERMEªDUYGULARINI PAYLAŞMA
Eğitimsiz ne yapacaksın? Nasıl geçineceksin? SINAMAªSORU SORMAªSORGULAMA
Yemekte sorun istemiyorum.KONUYU SAPTIRMA
Bu alıştırma çocukta sorun olduğunda ana babanın tipik tavrının iletişim engelli sözler söylemek olduğunu göstermiştir.
Bu tür yanıtlar çocuktan gelecek bir sonraki iletişimi engeller; ana-baba çocuk ilişkisi gibi çocuğun benlik saygısını da olumsuz engeller. Çocuklar üzerinde aşağıdaki olumsuz sonuçları oluşturma tehlikesi taşır:
Konuşmalarını engeller
Savunmaya geçirir
Kavgacı yapar, karşı saldırıya yöneltir
Yetersiz olduklarını hissettirir
Kızdırır, küstürür
Oldukları gibi kabul edilemedikleri duygusunu uyandırır
Sorunlarını çözmede kendilerine güvenilmediğini hissettirir
Anlaşılmadıklarını hissettirir
Duygularının yersiz olduğunu hissettirir
Kızdırır, yılgınlığa uğratır
Sorgulanıyor duygusunu yaratır
Anne ve babasının kendisiyle ilgilenmediği duygusunu uyandırır.
SAĞLIKLI BİR AİLEDE
SORUNLARI ÇÖZMEK İÇİN KULLANILAN YÖNTEMLER:
Duygu ve düşünceler olduğu gibi, abartılmadan ortaya konulmalıdır (Bu tutuma kendine güvenli ve kendine saygılı tutum diyoruz. Bu tutum içinde olan kişiler hem kendilerine hem de başkalarına saygı gösterirler.)
Sorunlar şimdiki bağlam içinde ele alınmalı ve eski birikimler işin içine sokulmamalıdır
Kesinlikle öğüt verme kullanılmamalı, davranışlar somut bir biçimde ayrıntılı olarak ele alınmalıdır.
Yargılamaya gidilmemeli, kişiler kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebilmelidirler.
Duygu ve düşünceler, ne az ne eksik, olduğu gibi olduğu gibi ifade edilmelidir; karşısındakinin ne beklediğine ya da en mükemmel olması gerektiğine göre ifadeler aranmamalıdır.
Konunun özü ile konuya ilişkin olmayan ayrıntılar birbirinden ayırd edilmelidir. Örneğin siz çocuğunuza iki saat geciktin dediğinizde, çocuğunuz size: hayır bir saat kırk beş dakika geciktim dememelidir.
Sorun çözmede etkin dinleme kullanılmalıdır. (daha sonraki bölümde ayrıntılı olarak anlatılacak)
Belirli bir zaman konusu içinde ancak bir çatışma üzerinde durulmalı, başka çatışma konuları çatışmaya katılmamalı.
Örneğin: hem geç kalıyorsun hem de bana yardım etmiyorsundiyerek iki konuyu birden ortaya atmamak gerekir.
Birinin haklı çıkması yerine her iki tarafın da anlaşabileceği bir çözüme yönelmek gerekir.ben haklıyım, sen yanlış hareket ediyorsun tarzında davranmamak gerekir.
SAĞLIKSIZ AİLEDE GİZLİ KURALLAR :
"Sağlıksız ailede kurallar bilinçaltındadır. " Gizli ve açığa çıkmamıştır. Bu kuralları kimse tartışamaz. İşte sağlıksız ailede geçerli olan kurallar şunlardır:
1.Denetleme: çocuk duygu ve düşüncelerini ifade ederken hep korku içindedir. Ya da duygularını ifade edemez, bastırır. Söyleyeceklerini hep önceden kestirmek zorundadır. Kendiliğinden ortaya çıkan davranış kötüdür, affedilmez. Bu tür ailelerde sağlıklı bir güven ortamı söz konusu değildir.
2.Mükemmeliyetçilik: Yapılan her işte, girilen her sınavda kişinin mükemmel olması beklenir. Her şey göstermeliktir, başkasının beğenmesi için yapılır. Mükemmeliyetçilik kişinin kendi gerçeğinin hiçbir değeri olmadığını kendi düşünüş ve değerlendirilişinin önemsiz olduğunu ifade eder. Bu ortamda yetişen çocuğun temel duygusu umutsuzluktur. Kendilerini değersiz, yetersiz bulurlar.
3.Suçlama: Suçlama olayları olduğu gibi kabul etmemenin bir sonucudur. Yapılan suçlamalar her şeyin denetim altında tutulması gerektiği ve yapılan her şeyin mükemmel olmasının zorunlu olması gerektiğini ortaya çıkarır. Bu durum ise kişide kaygı ve utanç duygularını yaratır.
4.Beş temel özgürlüğün inkârı: Sağlıksız ailede kişilerin doğal olarak geliştirdikleri algılama, duygu, düşünce, davranış, arzu ve amaçları inkâr edilir. içinden geldiği gibi değil; mükemmeliyetçi kurala uyarak, başkalarının senden beklediği biçimde algıla, duygulan, düşün,davran, arzu et, ve amaç edin. Bu durum kişini kendi gerçeğini inkâr etmesine neden olur. Böylece kişi tamamen dışa bağımlı, kendi iç dünyasıyla ilişkisi kopuk, robot gibi yaşar. Böyle bir kişinin mutlu olması da söz konusu olmaz.
5.Konuşmanın yasak olması: Sağlıksız bir ailede özellikle çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmesine olanak verilmez. Bu duru çocuklarda değersizlik duygularına neden olur.
6.Küskünlük ve kırgınlıkların sürdürülmesi: Aile içindeki kırgınlık ve küskünlüklerin sürdürülmesi, kişilerin birbirlerini anlamasını ve sorunun çözülmesini engeller.
7.Kimseye güvenmeme: Sağlıksız bir ailede kimse kimseye güvenmez. Aslında güven var gibi görünse de temelde güvensizlik vardır. Sağlıksız ailede yetişen kişi kimseden saygı ve gerçek sevgi görmediği için kimsenin kendisine yardım edemeyeceğine inanır. Yardım etmek isteyenlerin mutlaka art düşüncesi vardır, çıkarı vardır diye düşünür.
|